Bitkin Ruh :\ Mesaj Sayısı: 1343 Katılım Tarihi: 15.11.07 Konum: Mersin Yaş : 20
1943 te doğdu. 1986 da yaşamını yitirdi. Yaşarken yayınladığı üç "farklı" kitabıyla edebiyatımızın çok erken yaşta yitirdiği en özgün kalemlerden biri oldu. Avusturya Kız Lisesi'nde okudu. İlk kitabı olan Eski Bahçe'de 1963’ten beri dergilerde yayınlanan öyküleri yer alır. İlk romanı Çocukluğun Soğuk Geceleri, kişinin, çocukluğundan başlayarak içine düştüğü yaşamın, kimi zaman fiziksel-kaba, kimi zaman inceltilmiş-dolaylı baskılarıyla karşı karşıya kalışını ve yaşadığı ya da "yaşamasına izin verilmek istenmeyen" farklılığını ve uyumsuzluğunu son derece sarsıcı ve incelikli bir biçimde işledi. Yaşamın anlamını arayan ve bu arayışı hayranlık duyduğu üç yazarın (Svevo, Kafka ve Pavese) izlerini ve izleklerini de sürerek sürdüren ikinci roman/anlatısını "Auf den Spuren eines Selbstmords" (Bir İntiharın İzinde) adıyla yazdı. Kitap 1983 Marburg Yazın Ödülü!nü kazandı. Bu kitap, daha sonra dilimizde, yazarı tarafından "Yaşamın Ucuna Yolculuk" adıyla çevrildi. Ölümünün ardından, ilk öykü kitabı, daha sonra yazdığı öykülerle bir arada "Eski Bahçe-Eski Sevgi" adıyla basıldı. Gergedan dergisi 13. sayısında yazarın adına özel bir "fotobiyografi" yayınladı. Kimi günce ve anlatı parçaları ise "Kalanlar" adlı küçük bir kitapçıkta toplandı. Kalanlar!daki metinlerin birçoğu Almanca yazılmış ve Sezer Duru tarafından Türkçe!ye çevrilmiştir.
ESERLERİ
ÖYKÜ:
Eski Bahçe (1978)
Eski Bahçe - Eski Sevgi (ilk öykülere eklenenlerle birlikte 1987)
ROMAN:
Çocukluğun Soğuk Geceleri (1980)
Auf den Spuren eines Selbstmords (Bir İntiharın İzinde 1983)
Yaşamın Ucuna Yolculuk (1984)
"Benim en büyük mutluluğum her şeyden kaçmak.
Tüm çocuklardan,tüm acılardan,tüm sevgilerden,
tüm orgazmlardan,
tüm gecelerden,tüm günlerden..her hilal aydan, her ülkeden..
Ben her gece ölüyorum. Her sabah yeniden canlanıyorum. Her yirmi dört saatlik zaman dilimi hem ölüm hem yaşam aynı zamanda.."
Her şeyi bırakıp gitmek mümkün olsaydı keşke...Duvarların üstüme üstüme geldiği bu evi terkedebilseydim, içinde ne varsa silip, yeni evlere, yeni hayatlara yelken açabilseydim..
Tek çarem, müziğime sığınıyorum, yıllardır yaptığım gibi..Sözler beni anlatırken, sesler beni haykırırken, ben, kalbime akıtıyorum gözyaşlarımı..Elimi boşluğa uzatıyorum, tutan olmuyor...Buz kesiyor parmaklarım, gittikçe hiçliğe gömülüyorum...Ölümü düşlüyorum...
Gece, karanlık bastı her tarafı, kendimi görüyorum..Görünmez ipler sarmış bedenimi, kımıldayamıyorum, düşüncelerim solduruyor ruhumu, kendi kendimin karabasanı oluyorum...Karanlıkta, ta uzakta minik ışıklar, cılız sesler var...Beni arıyorlar..Bulamıyorlar..Samimiyetsiz arayışları daha da koparıyor beni bu hayat denen uçsuz bucaksız mayın tarlasından..Bulamıyorlar, burdayım aslında, bulamıyorlar...Gözleri görmek istemiyor karanlıkta parlayan siluetimi..Yaklaşıyorlar, geçip gidiyorlar...Bulamıyorlar...Bulmak istemiyorlar...Ağlıyorum yine, mutsuzluğuma ağlıyorum..
-Olmaması gerekenleri oldurmuşuz teker teker. Acı çekmişiz, acımızı gizleyip büyütmüşüz içimizde. Tüm aşşağılanmış duyguları ortaya çıkarran bu acımsı çığlıklar, dşürmüş beni benden aşşağılara. Ayaklar altında insan oğlu. Kendini ezmiş herzaman. Kendi kendine oldurup, kendi kendine nefret etmiş bu olgulardan. Yarattığını sevmezmi yaradan. Sen yarattın bizi Tanrı, sen seversin, korursun kulunu. Ama bu kulların o kadar aciz kaldı ki bu dünya da, kendi yarattığı duygulardan tekrar kendi yarattığı duyguyla nefret etti. İnsan hata yapar herzaman ama görmez ya işte. KApalıdır ya ruhu, körelmiştir derinden düşünmez hiçbir zaman. Hiç "HİÇ" olmayı dilediniz mi? Yalın olmak değil, hiç olmak, hissiz, bedensiz, ruhsuz ve artık nasıl olunuyorsa "HİÇ" öyle olmak. Çok diledim, insanlar çok diler. İnsan pişman olunca diler. Doğumumdan pişman değilim, Yaşam ne kadar ağır olsada varolma duygusu ne kadar acı olsada bazen güzeldir. Varsın çünkü, aslında herşeye sahipsin ama dedim ya körelmiştir ruh kapalıdır, insan içinde kilitlidir ve hep böyle olduğu sürece özgür olamadığı sürece, insan onu dinlemediği sürece böyle kördür ruh, ağlar içerde hatta insan onu içinde öldürür bile, belki dayanamaz kaçar gider kaybolur. İşte o zaman anla ki bitti bu dünya, kimseden hiç bir medet umma...
Bitkin Ruh :\ Mesaj Sayısı: 1343 Katılım Tarihi: 15.11.07 Konum: Mersin Yaş : 20
"Doğumum bile bir kökünden kopma idi. On yaşıma kadar, çevremi, özellikle çevremdeki sessizliği kavramaya çalıştım... Yirmi yaşım ile otuz yaşım arasında aklın bittiği yerleri ve çıldırmanın sınırlarını aradım... Otuz yaşım ile kırk yaşım arasında ne akıllı ne de çılgındım. Dünyayı kavradığını sandım... Kırk yaşındayım. Bugün, gecenin bazı saatlerinde kitlenin anlamsız gürültüsü içinde boğuluyorum... Kendimi öldürmeye çalışıyorum... Özlemlerim kalmadı. Bıraktım. Hepsini kendi ve benim dünyamı anlamaları için bıraktım... Ve bana ölümsüzlerin sonsuz acıları kaldı."
Bitkin Beden :/ Mesaj Sayısı: 102 Katılım Tarihi: 10.07.09 Yaş : 18
Tezer Özlü gidebilen insandır, bağlı olmayan, duvarlara sığmayan kadındır...
Her anında insan gibi insan, kadın gibi kadındır ve uzun ama boş bir hayattansa dolu dolu bir hayatı seçmiş insandır.
Mekanı cennet olsun.